TÜRKİYE'NİN İLK SEKTÖREL HABER PORTALI

Türk lirasının markalaşması Türkiye’yi de markalaştıracak

PROGROUP Uluslararası Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Salim Çam, global bir markaya dönüşme yolunda Türk lirasının markalaşması konusunu mercek altına aldı.





PROGROUP Uluslararası Danışmanlık, markalaşma ve TURQUALITY ekseninde öncü bir firma. Sizce markalaşmayla ilgili teoride ve uygulamada işlenmeyen konu kaldı mı?


Markalaşma konusunda henüz yolun başındayız. Bu bağlamda çok ciddi bir zaman kaybımız oldu. Oysa henüz markalaşma çerçevesinde ele alınmamış pek çok konu var. Bu açığı bir anevvel kapatmak adına PROGROUP olarak çalışmalarımıza teorik ve pratik olarak devam edecek, yerli ve milli sorumluluklarımızı yerine getirmeyi sürdüreceğiz.


Markalaşma kapsamında henüz ele alınmayan en önemli konu başlığı nedir?

“Türk lirasının markalaşması” konusu, halen öncelikli bir gündem maddesi olarak ele alınmış değil. Ancak konuya detaylı bir giriş yapmadan önce, Amerikan dolarının  markalaşma sürecine bir göz atmamız gerektiğine inanıyorum.

Doların markalaşma serüveni 2. Dünya Savaşı’nın bitmesine bir yıl kala, 1944 senesinde başladı. O dönemde Breeton Woods kasabasında altına dayalı para sistemine geçildi. Bu gelişmeyi sabit kur sistemi, IMF ve Dünya Bankası’nın kurulması gibi dönüm noktaları izledi. Bunun üzerine ABD, hem kendi markasını oluşturmanın hem de ekonomik bir güç yaratmanın ilk adımını attı: 1944 yılında 1 ons altını 35 Amerikan dolarına eşitledi. ABD, savaş sonrası çöken Avrupa ekonomilerinin kendisini fonlayacağını ve markalaşmasına destek sağlayacağını biliyordu. Bu nedenle tüm dünya ticaretinin Amerikan doları ile yapılmasını planladı. Tabii bu planın perde arkasında petrole ve altına sahip olma gibi bir düşünce de vardı.

Böylece tüm dünyada fiyatlar “dolarize” olmaya, tüm ticari mallar dolar üzerinden işlem görmeye başladı. Bu sayede ABD, hem parası hem malı ile bir marka algısı oluşturmaya başladı. Bu noktada araya girerek ben bir soru sormak istiyorum: Sizce neden kimse doları markalaşma açısından ele almadı?

“Para teorisi” deyince akla ekonomi gelmesinden olabilir. Oysa ki tüm disiplinler markalaşmaya hizmet eder. Bir ülkenin para birimi, ürünü, hizmeti, ekonomisi, teknolojisi, yatırımı, yetkinlikleri ve toplumu; o ülkenin markalaşması ile ilgili vaat ve güven arasındaki unsurları oluşturur. ABD’nin doları hem kendi ülkesi içinde hem de tüm dünyada ortak para birimi olarak dolaşıma sunması, ABD ile ilgili bir marka algısı oluşturdu.

 

Türk malına olan ilgi artırılmalı


Peki Türk lirası ile ilgili markalaşma nasıl gerçekleştirilecek?

Bildiğiniz gibi son zamanlarda “milli para” konusu yeniden gündeme gelmeye başladı. Türkiye olarak kendi milli paramızla alışveriş yaparak yaygınlaştırmamız, hem Türk lirasının dolaşımını hem de Türkiye’nin markalaşmasını hızlandıracaktır.

Bunun dışında markalaşma ve marka değeri oluşturma noktasında Türkiye’de üretilen tüm ürün ve hizmetlerin müşteri ihtiyaçlarını ve beklenenin ötesinde bir kaliteyi karşılaması gerekmektedir. Yüksek ahlak, yüksek teknoloji, yüksek Ar-Ge çalışmalarıyla yüksek mal ve hizmet sunumu sağlanması; yüksek memnuniyet oluşturacak ve müşteride sürekli bir değer algısı yaratacaktır. Bu değeri gören, yani faydayı oluşturup maliyetini düşüren müşteri de sizin paranızla, sizin ürün ve hizmetinize talep gösterecektir.

Her ülkede Türk lirası ile alışveriş yapıldığını düşünün! Bu, Türkiye’yi sü- rekli hatırlatan, hafızayı taze tutan bir element olacak; sadece para biriminin kendisi değil, birimin temsil ettiği ülke, yani Türkiye de markalaşacaktır.


Peki Türk lirasının markalaşmasına dair önerileriniz nelerdir?

Bir ürünün ya da hizmetin markalaşması için önce ülke içindeki kullanımının yaygınlaştırılması gerekir. Eskiden okullarda “yerli malı” haftaları
düzenlenir, öğrenciler bilinçlendirilirdi. Bu ruhun canlandırılması, yerli malı kullanımının özendirilip desteklenmesi gerekiyor. Bu kapsamda teşvikler çıkarılabilir.
Bir zamanlar KDV’nın özendirilmesi için KDV iadeleri ödenirdi. Aynı model, Türk malı tüketimi yapan kişilere devlet tarafından belli bir oranda iade ile uygulanabilir.

Öte yandan devletin mal ve hizmet satın almaları kesinlikle Türk markalarından ve Türk lirası üzerinden olmalıdır. Tüm yönetim kademelerinde bu konuyla ilgili hassasiyet gösterilmelidir. Mesela Türk danışmanlık firmalarından hizmet alımı veya Türk imalatçılardan mal alım yüzdesi ne kadardır? Dışarıya döviz kaybının önlenmesi, yabancı paralara karşı Türk lirasının değerinin artırılması için bu sıraladıklarımızı yerine getirmemiz gerekir.

Sanayide pek çok girdi ithalat yoluyla temin edilmektedir. Bu kimi zaman fiyat avantajından, kimi zaman söz konusu girdinin Türkiye’de üretiminin olmamasından, bazen de ilgili girdinin “marka” olmasından kaynaklanmaktadır. Bu konu birçok kez masaya yatırıldı ama hep slogan olarak kaldı. Bu sorunun çözümü ve Türk lirasının markalaşması için ürün maliyetini düşürme çerçevesinde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının altyapı çalışmaları gerçekleştirmesi şarttır.

Şu bir gerçek ki bir mal dışarıdan ucuza temin edilebiliyorsa, o mal Türkiye’de de elde edilebilir. Üretim için kaynağa ihtiyacımız var, burada en büyük sıkıntımız hammadde temini. Hammadde ithalatına dair çözüm önerileri ve hedefleri, 100 günlük programlara konulmalıdır. Gelelim markalaştırılmış ithal ürünlere… Bu tip ürünler yerine Türk malının tercih edilmesi, Türk malı imajının artırılması için TURQUALITY ve markalaşma desteklerini yaygınlaştırmamız gerekmektedir.


TURQUALITY’nin Türk lirasının markalaşmasına olan etkisi nedir?

TURQUALITY’nin misyonu; küresel Türk markalarından yurt içinde lokomotif oluşturmak, şirketlerin marka gücünü ve kurumsal altyapısını kuvvetlendirmek, yurt içinde marka bilinci ve farkındalığı yaratmaktır.

TURQUALITY’nin hedefleri ise marka potansiyeli olan firmalara global bir marka olma yolunda finansal kaynak sağlamak; global Türk markaları yaratabilmek için firmaların ve markalarının gelişimlerine yönelik strateji, operasyon, organizasyon ve teknoloji danışmanlığı çalışmaları ile destek olmak; program kapsamında bulunan firmaların yönetim birimlerine yönelik eğitim desteği vermek; yurt dışında olumlu Türk malı imajının oluşturulması ve tutundurulması için iletişim ve tanıtım faaliyetlerinde bulunmak;
Türk firmalarının marka bilincini artırmak; Türk firmalarının pazar bilgisi dahilinde aksiyon alabilmeleri için istihbarat desteği sağlamak; seçilmiş Türk markaları için bir inkübatör ve katalizör olmak şeklinde sıralanmaktadır. Tüm bu misyon ve hedeflerde açıkça görüldüğü üzere, Türk markalarının oluşmasında gerek altyapı gerek ekonomi bakımından ciddi bir inkübatör ve katalizör görevi üstlenilmektedir. Yurt içi masraflara ve yurt içi hizmet alımlarına yönelik desteğin artırılmasıyla Türk lirasının da daha hızlı markalaşmasına katkıda bulunulabilir.