TÜRKİYE'NİN İLK SEKTÖREL HABER PORTALI

Çevreciler tedirgin köylüler memnun

İstanbul’un akciğerleri kuzey ormanlarındaki kuvarsit madeni sahasının neredeyse 5 kat artırılarak 185 hektara çıkartılması çevrecilerin tepkisini çekmişti. Maden sahasındaki tüm ağaçların kesilecek olmasının yanı sıra 8 dereyi ve yaban hayatını da derinden etkileyeceği tahmin edilen Yalıköy’deki maden ocağını Yalıköylülerle konuştuk.


Yalıköy bağlı olduğu Çatalca’ya tam 56 kilometre uzakta, Karadeniz’in en güzel kumsallarından birinin kenarına kurulu. Bölge Çilingoz adıyla da biliniyor. Köyün tarihi Bizans’a kadar uzanıyor. İsmini Bizans İmparatoru Anastasios’tan alan, İstanbul’u Trakya’dan gelecek akınlara karşı koruyan Karadeniz ile Marmara Denizi arasındaki surlar da Yalıköy sınırları içerisinde. Kışın nüfusu 100 haneye kadar inse de, yaz günlerinde köydeki trafik İstanbul’u aratmıyor. Yalıköy tarihi ve turistik yerleri kadar ormanlarının içinde barındırdığı kuvarsit madeni ile de tanınıyor. Oynat Ses 

 

82 YIL ÖNCE ÇIKARTILDI 

Yalıköy’deki kuvarsit yatakları 1930’lu yıllarda keşfedildi. O yıllarda taşlar herhangi bir sanayi makinesi olmadan çıkartılırken madendeki çalışmalar 1946’da makineleşti. Daha sonra ormanın içinden yol açıldı ve taşlar kamyonlarla taşınmaya başlandı. Yalıköy’deki madenler Şişecam Fabrikası’na götürüldü. Son olarak maden alanının kapasitesinin 3 kat attırılarak 1 milyon 500 bin tona çıkartılması kararı alındı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından verilen ruhsat ve işletme izniyle 41.25 hektarlık ocak alanı, 185 hektara çıkarıldı. 

 

ONLAR İÇİN DAHA ÇOK İŞ DEMEK 

Kuvarsit madeninin çıkartılabilmesi için, bölgedeki tüm ağaç dokusunun kesilmesi, toprağın sıyrılması ve dev kuvars parçalarının patlayıcılar yardımıyla birbirinden ayrılması gerekiyor. Yeni maden alanı ağaçların yanı sıra, 8 dereyi ve bölgedeki yaban hayatını da tehdit ediyor. Bu nedenle çevrecilerin hedefinde. Ancak Yalıköy sakinleri maden sahasının arttırılmasından memnun. Köydekilerin büyük bir kısmı madenden emekli, halen çalışıyor ya da işçi adayı. Sahanın büyümesi, başka bir iş imkanı bulunmayan köylüler için daha fazla işçi alımı anlamına geliyor. 

 

YALIKÖYLÜLER NE DİYOR

 

Muhtar Fehmi Kaçar: “Maden yoksa biz de yokuz. Maden kapanırsa bu köyde 30 hane bile kalmaz. İhtiyacımız olan her şeyi bu maden ocağı bize sağlıyor. Dinamit patlamaları duyulmuyor bile.” Lokantacı Musa Erişken: “Madende çalışanların yüzde 90’ı bu köylü. Madeni taşıyan kamyoncular bu köylü. Burası köyün yaşam kaynağı gibi. O madende çalışsın çalışmasın, şikâyetçi olan kimseyi duymadım” Madenden emekli Atalay Ayan: “Bu köyün yollarını da, diğer köylerin yollarını da madende çalışanlar açtı. Köyümüzde eskiden bir ebe hemşire olurdu. Şimdi yok. Madencilerin hemşiresi köyde herkese yardımcı oluyor.” Çilingoza hançer Çilingoz'a hançer 

 

BÖLGENİN MAHVINA SEBEP OLACAK

Kuzey Ormanları Savunması'ndan Onur Akgül, Kırklareli'den Sakarya'ya kadar tüm Kuzey Ormanları'nın tehdit altında olduğunu belirterek şunları söyledi: "Bu bölgede taş ve maden ocakları orman ekosistemini geri dönülmez derecede tahrip ediyor. Özellikle son 5 yılda 3. Köprü, Kuzey Marmara Otoyolu ve 3. havalimanı gibi İstanbul Kuzey Ormanları'nı paramparça eden katil mega projelere malzeme sağlamak için, yine Kuzey Ormanları içine açılmak üzere onlarca firmaya taş ocağı ruhsatı verildi. Çilingoz Ormanları'nın güneyi bu ocaklar tarafından uzun yıllardır tahrip ediliyor. Çilingoz Ormanları, giderek azalarak da olsa yaban hayvanlarının yaşamını sürdürmeye çalıştığı Kuzey Ormanları ekosisteminin nadir parçalarından biri. Bölgede hala tilki, karaca, çakal, su samuru, yaban domuzu gibi türlerin barınabildiği gözlenirken, özellikle nesli tehlike altında olan yırtıcı kuş türleri de Çilingoz'u yuva edinmiş durumda. 3. havalimanı katliamından kaçan pek hayvan türü de bu bölgeye sığındı. Çilingoz ormanının kalbinde açılmış bu ocağın 4 katına büyütülmesi bölgenin mahvına sebep olacaktır. Kuzey ormanlarının Bulgaristan'da kalan parçasında Bulgar devleti bırakın taş ocağı açmayı, ormanda mangal ateşi yakmayı, kamp yapmayı bile yasaklamış durumdayken Türkiye devlet inşaat sermayesine malzeme yetişsin diye orman yağmasını teşvik etmektedir."