TÜRKİYE'NİN İLK SEKTÖREL HABER PORTALI

Borusan EnBW, yenilenebilir enerjide hız kesmeyecek

Borusan EnBW Enerji Yatırımları ve Üretim AŞ Genel Müdürü Mehmet Acarla, geçen yıl yapılan rüzgar enerjisi kapasite tahsis ihalelerinde kazandıkları projelerle enerjideki toplam büyüklüklerinin bin 200 megavatı aştığını belirterek, "Toplamda 395,6 megavatlık rüzgar projelerini devreye almak için önümüzdeki 3-4 yılda 500 milyon dolar civarında bir yatırım öngörüyoruz. Bu yıl ayrıca hem rüzgarda hem de güneşte yeni YEKA ihaleleri bekliyoruz, buna göre muhakkak pozisyonumuzu alacağız." dedi.


Acarla, Türk-Alman ortaklığı olan Borusan EnBW Enerji'nin faaliyetlerini ve bu yıla ilişkin beklentilerini AA muhabirine değerlendirdi.

Mehmet Acarla, Türkiye'deki rüzgar sahalarının nitelik ve potansiyel açısından deniz üstü santrallere (off-shore) yaklaşan verimlilikte olduğunu söyledi.

Rüzgar enerjisi kapasite tahsis ihalelerinde geçen yıl Haziran ve Aralık aylarında 495,6 megavatlık toplam 13 proje kazandıklarını dile getiren Acarla, bunun 100 megavatlık bölümünü, projeleri birlikte geliştirdikleri başka bir şirkete devrettiklerini belirtti.

İhalelerin ardından sıranın yatırıma geldiğini ifade eden Acarla, "Önümüzdeki dönemde portföyümüzde geliştirme aşamasında olduğumuz projelere ek olarak son ihalede aldığımız ve bünyemizde kalan Edirne, Tekirdağ, Sivas, Hatay, Karaman-Mersin, Afyon, Manisa ve Malatya'daki 10 yeni projenin de hayata geçirilmesine yönelik izin süreçlerini yürüteceğiz. Portföyde geliştirilmekte olan projelerimiz ve ihalede yeni kazandığımız projelerimizle birlikte enerjide toplam büyüklüğümüz bin 200 megavatı aştı. Toplamda 395,6 megavatlık rüzgar projelerini devreye almak için önümüzdeki 3-4 yılda 500 milyon dolar civarında bir yatırım yapmayı öngörüyoruz." diye konuştu.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının belirlediği yerli ve yenilenebilir enerji politikası kapsamındaki Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) projelerini dikkatle izlediklerini anlatan Acarla, "Bu yıl ayrıca hem rüzgarda hem de güneşte yeni YEKA ihaleleri bekliyoruz, buna göre muhakkak pozisyonumuzu alacağız. İkisini de zamanı gelince değerlendireceğiz." ifadelerini kullandı.

- Eksi tekliflerin etkisi

Acarla, enerji sektöründeki son kapasite tahsis ihalelerinde ortaya çıkan eksi fiyat tekliflerinin dünya genelindeki trendin sonucu olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Avrupa'dan Kuzey Amerika'ya kadar tüm dünyada, son yıllarda yapılan kapasite tahsisi ihalelerine bakarsanız zaten rüzgar enerjisi ve özellikle güneş enerjisinde çok düşük fiyatların gerçekleştiğini görürsünüz. Türkiye'de de dünyadaki eğilime paralel bir gelişme yaşanıyor. Özellikle yatırım maliyetlerinde düşüşler varken, verimliliklerde de çok büyük artışlar var. Türbin teknolojisindeki gelişmelerle birlikte bütün bunlar fiyatlardaki gelişmelerde de etkili oluyor. Dolayısıyla her ne kadar bu düşük fiyatlar şaşırtıcı gelse de birçok yatırımcı tüm bu farklı parametreleri de düşünerek hesaplamalarını yapıp fiyat tekliflerini verdi. Biz de son ihalelerde tekliflerimizi verirken bu unsurlara dikkat ettik. Ayrıca projelerimizin sahalarında yıllardır ölçüm yapıyoruz. Bu sahaları çok iyi tanıyoruz. İnşaat zorluğu, iletim hattı uzunluğu gibi kısıtları da gözeterek, hassas hesaplamalar sonucunda teklif veriyoruz."

İhalelerde ortaya çıkan eksi fiyatların yatırımcılar açısından en önemli etkisinin finansman konusunda yaşanabileceğine işaret eden Acarla, "Finans kuruluşlarının da sadece Türkiye'de değil dünyada bir trend olan 'teşviksiz yenilenebilir enerji' yatırımlarına, 'yeni normal' olarak alışması gerekiyor. Finansmanın bu anlamda yatırımcılar açısından bir sorun teşkil edeceğini düşünmüyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Tüketiciler açısından ise gelecek dönemde "avantajlı" bir durum oluşmasının kuvvetle muhtemel olduğunu aktaran Acarla, "Teşviksiz yenilenebilir enerji üretimi uzun vadede elektrik enerjisi fiyatlarını düşürecek, dolayısıyla tüketiciye olumlu yansıyacaktır." dedi.


Acarla, uzun vadede düşük elektrik fiyatlarının tüketiciye yansımasının, yenilenebilir enerji kaynaklarının üretimdeki payının artmasıyla mümkün olacağını da sözlerine ekledi.