TÜRKİYE'NİN İLK SEKTÖREL HABER PORTALI

Astellas İlaç Türkiye yönetiminde topuk sesi hakim

Astellas İlaç Türkiye yönetim ekibinin ağırlıklı olarak kadınlardan oluştuğunu söyleyen İK Direktörü Esra Yazıcı, “Yedi kişilik yönetim ekibinin dördü kadın! Kadın çalışan sayımızın fazla olmasından mutluluk duyuyoruz” dedi.


Türkiye’de son yıllarda kurumsal şirketlerin günde minde yer alan “kadın istihdamı ve fırsat eşitliği kültürü” hassasiyetinin Astellas İlaç Türkiye için de geçerli olduğunu söyleyen Yazıcı, konuyla ilgili sorularımızı cevapladı.



Öncelikle Astellas’ı tanıyabilir miyiz?

Astellas İlaç tüm dünyada beş, Türkiye’de dört ana tedavi alanında faaliyet gösteren Japon ilaç şirketidir. Japonya’nın iki önemli kuruluşu olan, 1894 yılında kurulan Fujisawa ile 1923’te kurulan Yamanouchi’nin birleşmesiyle 2005 yılında oluşan genç Astellas İlaç olarak yolumuza devamediyoruz. Türkiye’de ise bu yıl 10. yılımızı kutluyoruz.

Dünya ilaç sektöründe, temel tedavi alanlarında öncü ve en iyi ürünleri geliştirme kararlılığımızı sürdürüyoruz. Hastalarımızın yaşam kalitesini artırmak ve yaşam süresini uzatmak için özellikle hayati ilaçlara ihtiyaç duyulan tedavi alanlarında sınıfının en iyisi olma azmindeyiz. Türkiye’de organ nakli (transplantasyon), onkoloji, üroloji, anti infektif alanlarında “geleceği iyileştirmek” hedefiyle çalışıyoruz. Astellas İlaç Türkiye olarak EMEA adı verilen bölgeye dahil 21 şubeden biriyiz. Şirketimizin ana merkezi ise Japonya, Tokyo’dadır.
 

Eğitim arttıkça istihdama katılım da artıyor


Kurumda kadın çalışan oranınız yüzde kaç seviyesinde bulunuyor?

Astellas İlaç Türkiye üst yönetiminde, yönetim ekibindeki 7 üyenin 4’ü kadın. Merkez kadro dağılımına baktığımızda kadın çalışan oranımız yüzde 68. Bu oranın da büyük kısmı yönetici pozisyonunda yer alıyor.


Kurumunuzda kadın istihdamını artırmak için neler yapıyor, ne gibi artılar sunuyorsunuz?

Öncelikli olarak kadın istihdamı konusunda hassasiyet gösterirken, eşit ücret politikası uyguluyoruz. Çalışanlarımızın bizi tercih etmesi yönünde en önemli önceliğimiz; cinsiyet ayrımcılığı yapmamak! Bunun en önemli göstergesi olarak da sadece kadınlara özel değil; iş-özel hayat dengesini ve İstanbul trafiğini gözeterek merkez ofis çalışanlarımıza her hafta sabit bir gün “Home Office” yani evden çalışma yöntemini uyguluyoruz. Aynı şekilde, bahsettiğimiz sebeplerden dolayı merkez ofis çalışanlarına “esnek çalışma saatleri” uygulamamız da bulunuyor.

Doğum izninde maaşları kesintisiz olarak ödemeye devam ediyoruz. Yeni doğum yapan ve rapor sonu iş yerine dönen merkez ofis kadın çalışanlarımız için süt  sağabildikleri kilitli bir revir odamız mevcut. Süt saklamak için buzluk olarak da çalışan buzdolabı bulunduruyoruz. Doğum yapan çalışanımızın süt iznini talep karşılığı toplu veya farklı şekillerde kullanımına izin veriyoruz. Ayrıca şirket aracı da rapor ve izin süresinde kendisinde kalıyor ve çalışanımız aracı kullanmaya devam ediyor. Ayrıca tüm çalışanlarımıza “Doğum Yardımı” yapıyoruz.


Türkiye ekonomisinde ve istihdamda kadının konumu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Hepimizin sosyal hayatta birden fazla rolü var. Kimimiz hem eşiz, hem anne… Birçoğumuz aynı zamanda evlat! Kadının birden fazla karpuzu kucağında taşıyabilme yeteneği fiziksel gücünden değil; azminden, isteğinden, becerisinden kaynaklanıyor. Türk kadını her alanda gücünü, cesaretini çoktan kanıtlamıştır. Geriye, ülke politikaları ve şirket politikaları kalıyor.

Bugün Türkiye nüfusunun yarıya yakınını kadın nüfusu oluşturuyor. Fakat istatistiklere baktığımızda Avrupa ülkelerinde çalışan kadın ortalaması yüzde 62 düzeylerinde iken bizde yüzde 30’larda. Eğitim durumu, iş gücüne katılım oranında en belirleyici etkenlerin başında geliyor. Kadınların eğitim seviyesi yükseldikçe, iş gücüne katılımlarında o düzeyde bir artış olacağını biliyoruz. Bizim şirket kültürümüzde, ekonomik hayatta kadınların güçlendirilmesine yönelik çalışmalara destek vermeye özen göstermek tabii ki yer alıyor. Kadın çalışanlarımız tarafından “tercih edilen” bir şirket olmayı hedefliyoruz ve bunun için şirket olarak kendimizi geliştiriyoruz.


Sosyal sorumluluk projelerinizden de bahseder misiniz?

Sosyal sorumluluk projelerimizin odağını şu anda çocuklar oluşturuyor. Geçtiğimiz yıllarda LÖSEV iş birliğinde çok önemli projelere imza attık. Bu yıl itibarıyla da 10. yılımız vesilesiyle TOG iş birliğinde, “10. Yılda 10 Okulu Yeniliyoruz” projemizi gerçekleştiriyoruz. Çalışanlarımızı yüreklendirerek projeye katılımlarını sağlıyor, Toplum Gönüllüleri ile birlikte farklı bölgelerde ve farklı illerde ihtiyacı olan okullarımızı yeniliyoruz. Astellas olarak “Changing Tomorrow” yani “Yarınları Değiştirmek” sloganıyla  yürüyoruz. Hastaların geleceğini değiştiren “karşılanmamış ihtiyaçlara yönelik” ilaçlar üretmeye, yeni tedavi seçenekleri sunmaya devam edeceğiz.